JanJanlı Kağıttan Biriyim

An AI-crafted visual

Henüz 11 yaşındayken tanıştığım bir şarkıydı JanJan. Şarkı sözleri aslında "janjanlı kağıttan değilim, dümdüz sade biriyim" diye devam etse de, benim zihnimde o ilk kelime, yani "janjan" asılı kaldı. Çocukken janjan deyince; parlak, renkli ve orantısızca değişen büyük dairelerin birbirine karıştığı o büyülü kağıt canlanırdı zihnimde. İşte ben, tam da o kağıttandım.

Büyüdükçe insan o "janjanlığını" kaybettiği yanılgısına kapılabiliyor. Eğer benimle sadece selamlaştıysanız, "dümdüz sade biri" olduğumu düşünebilirsiniz ve bunda haklısınız da; çünkü hayat bazen janjanlı olmak için fazla monoton. Bu sebeple çocukluğumdan beri renkli ruhumu koruyabileceğim pek çok hobi denedim: basketbol, dublaj, tenis, gitar, şiir ve pilates gibi. Zaman yönetimi gibi gerçekler sebebiyle bazılarıyla yollarımız ayrılsa da, en havalı birkaç tanesi hâlâ benimle. Eğer tüm günümü sadece yaşamaya ayırabilecek kadar varlıklı olsaydım, inanın onları da bırakmazdım.

Janjanlı kağıttan olduğumu söylerken niyetim kendimi farklılaştırmaya çalışmak değil. Yaşıtlarıma benzemekten ve kadın kimliğimle yapmaktan zevk aldığım her şeyden gurur duyuyorum. Aslında "dümdüz sade biri" olmak da dışarıdan bakınca oldukça karizmatik geliyor; ancak bazılarımız sadece janjan sever. Oldum olası neşeli, konuşkan ve hayata farklı pencerelerden bakmayı seven biriyim.

Örneğin, sizinle bir sahilde otursak; siz ne görür, ne düşünürsünüz? Ben önce denizi görürüm, sonra gözüme bir tekne çarpar. Teknenin bir önceki durağını, bir sonrakini merak ederim; eğer tekne açıkta uzun süre durursa kafamda yüzlerce senaryo yazmaya başlarım. Denize bakmak bana tek başına hiçbir zaman çok heyecan verici gelmez. Geçmişin melankolik anılarında yüzmeyi de pek sevmem. "Akşam ne pişirsem" gibi gündelik telaşların arasında kaybolacağım bir günse eğer, o gün sahile de inmem. Anlayacağınız, eğer sahildeysem; ilham alacağım onlarca kare göreceğim ve janjanlı kağıttan olduğumu hatırlayacağım bir gün demektir.

Janjan biraz da meraktır aslında benim için; hayatın her köşesine duyulan sonsuz bir merak... Bu afilli cümlemin üzerine size bir sır vermek isterim: Aramızda kalsın lütfen, hayatın köşeleri yoktur. Merak duygusunun sonsuzluğu da tam buradan gelir. Bir sonuç ararsanız bulamazsınız; çünkü sonuç aslında arayışın ta kendisidir.

Dediğim gibi, benimle bir kere selamlaştıysanız sade biri olduğumu düşünebilirsiniz. Peki ya beni gerçekten tanırsanız? Hikâyemi bilenler, karşı karşıya kaldığım her durumla farklı pencerelerden mücadele edebilen o cesur, yaratıcı ve göz kamaştıran parlak tarafımı, yani janjanlı yanımı inkar etmeyeceklerdir. Renklerin soluklaşıp tekdüzeleştiği bu yeni dönemde janjanlı olmak bana büyük keyif veriyor.

Burada sizinle janjanlı fikirlerimi paylaşacak olmaktan büyük tutku duyuyorum. Yıllarca kendi halimde oluşturduğum her janjanlı deneyimi sizinle paylaşmak dileğiyle...

Mutlu kalın!